İş görenin kuantum mekaniği, süperpozisyon ve ALT+TAB

“ALT+TAB mekanizması Resmi Evren ile Paralel Evren arasındaki seyahatin ring seferleridir.”  Jr. Hard Worker 

İş hayatının kendine has bir fiziği vardır. Bu fizik, Newton’un elma düşürmesiyle değil; Excel dosyasının arka planda açık kalmasıyla başlar. Sabah 09:00’da masasına oturan iş gören, aslında sandığımız kadar “tek bir durumda” değildir. Biz onu sandalyesinde, monitöre bakarken görürüz. Ama o an, evrende çok daha karmaşık bir şey olmaktadır.

Çünkü iş gören, aynı anda iki ayrı gerçekliğin içinde yaşar. Birincisi resmi evrendir: Dosyalar, yazılar, sistemler, gelen evraklar… İkincisi ise paralel evrendir: Reels, story, “bir bakıp çıkacağım”lar…   Ve işin garibi şu: Bu iki evren birbirine karışmaz. Ama iş gören ikisinin de içindedir. Hani şu kuantum mekaniğinden aynı anda farklı durumlarda olma mevzu yani süperpozisyon olayı.

Kıraathane-i İhtimal’de olsak, iQ İhsan kesin şöyle derdi: “Bu adam aslında bir parçacık değil, dalga kardeşim!”

Haklı. Çünkü iş gören, gözlenmediği sürece dağılır. Zihni bir sekmeden diğerine yayılır. Parmağı mouse’ta, ruhu timeline’dadır. Bu hâliyle klasik anlamda “çalışıyor” ya da “çalışmıyor” demek mümkün değildir. O, daha çok “çalışıyor gibi olma ihtimali yüksek bir varlık”tır. Ta ki… kapı açılana kadar.

Kapının o hafif gıcırtısı, evrende bir kırılma noktasıdır. Amirin silüeti kapıda belirir. İşte o an her şey değişir. Az önce beş farklı gönderi arasında dolaşan zihin, bir anda tek noktaya çöker. Excel büyür, ciddiyet artar, yüz ifadesi “iş ciddiyeti 3. seviye”ye çıkar. Yani ALT+TAB olayı. Öyle hızlı olur ki bu geçiş, insan ister istemez şüpheye düşer: “Acaba bu adam zaten çalışıyor muydu?” ”

“Amirim odadan çıkmadan önce laptob’un ekran kilidini aktive etmiştin değil mi?” 🙂

Ama mesele bu değil. Mesele şu: Gözlem, gerçeği değiştirir teorisi. Yani çalışanın çalışma durumu da gözleme bağlıdır. Gözlem yoksa olasılık vardır. Gözlem varsa kesinlik.

Günün sonunda ortaya çıkan manzara ise ayrı bir sanat eseridir. Birkaç iş yapılmış, birkaç iş ertelenmiş, birkaç işe başlanmış ama neden başlandığı unutulmuştur. Arada bir yerde, çizgili bir verimlilik çıkar ortaya. Ne tam başarı ne de tam boşluk… tam bir “idare eder fiziği.”

Saat 16:58’e gelindiğinde ise olay artık bilimin sınırlarını aşar. İki dakika vardır ama iş gören çoktan gitmiştir. Bedeni sandalyededir, ama zihni evde çayı koymuştur bile. Bu, fizik kitaplarında “kuantum tünelleme” diye geçer. Normal şartlarda aşamayacağı bir süreyi, hiçbir fiziksel çaba göstermeden aşar. Yani aslında çıkmadan çıkmıştır.

Sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: İşler sadece bürokrasiyle değil, ileri düzey kuantum prensipleriyle çalışır. Ve biz farkında olmadan, her gün sayısız “çift yarık deneyine” şahit oluruz. Sadece parçacıklar değil, memurlar da gözlenene kadar belirsizdir.

Ve belki de en büyük bilimsel gerçek şudur: Bir iş görenin gerçekten çalışıp çalışmadığını anlamak için ona bakmanız gerekir. Ama baktığınız anda zaten çalışıyor olacaktır. 😄

Not: yukarıdaki metin tamamen hayal ürünü olup kuantum fiziği ile alakalıdır.

 

Kaynakça: 
1. Quantum SuperpositionCounterintuitive Consequences of Coherence, Entanglement, and Interference, Mark P. Silverman

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Related Posts